Anlaşmalı Boşanmada İştirak Nafakası Ödenmeyeceği Yazılıydı

Konusu 'Anlaşmalı Boşanma' forumundadır ve Şakir Eren tarafından 1 Şubat 2014 başlatılmıştır.

  1. Şakir Eren

    Şakir Eren Guest

    Benim size bir sorum olacak. Cevaplarsanız sevinirim.
    Eski eşimle 2011 yılı Ocak ayında anlaşmalı boşandık. Anlaşma protokolünde eşime tazminat ve nafaka verilmeyeceği yazılıydı. Ayrıca çocuğuma (1 kızım var) iştirak nafakası da verilmeyeceği yazılıydı.
    Buna rağmen ben eşimin hesabına banka havalesi ile her ay çok düzenli olmasada bazen elden olmak üzere çocuğun ihtiyaçları olarak para veriyordum.
    O zaman pratisyen doktordum. Yaklaşık 5 aydır uzman doktor olarak çalışıyorum.
    3 gün önce aldığım tebligat sonucu eşimin bana iştirak nafakası arttırım davası açtığını öğrendim.(aslında boşanmada iştirak nafakası alınmayacağı yazılıydı. Ama eşim her nedense zaman zaman gönderdiğim paraları dikkate aldığından olsa gerek iştirak nafakası davası değilde nafaka arttırım davası açmış)

    Ben 5 ay öncede yeni bir evllilik yaptım. Yeni eşimle halen çocuğumuz yok. Şimdi bildiğim kadarıyla anlaşmalı boşanma davasından sonra iştirak nafakasında zaman aşımı olmuyor. her an açılabilirmiş.
    Ancak bu durumda hakimin nafakaya hükmetmesi benim yeni evliiliğimde sorunlar yaşamama neden olacak gibi gözüküyor. Bu durumda bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmak gibi birşey olmuyormu?
    Bu durumu hakim dikkate alırmı sizce?
    Madem anlaşmalı boşanırken çocuk üzerinde iştirak nafakası konusunda anlaşma yapma hakkımız yoktu peki mahkeme bizi niye boşadı? Ben nafaka ödemediğimi varsayarak tüm planlarımı yapıyorum. Bu hukuka aykırı değilmi?
  2. Şakir Bey,
    Eski eşiniz iştirak nafakası talep edebilir. Bu konuda açıklama ve ilgili yargıtay kararı aşağıdadır.
    Boşanma veya ayrılık vukuunda velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Bu husus kamu düzenine dair olup, tarafların iradesine tabi kılınmamıştır. Dolayısıyla anlaşmalı boşanmayla iştirak nafakası istenilmemiş olsa bile sonradan bu istem gündeme getirilebilir. Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:


    KARAR:
    Davacı vekili dilekçesinde; tarafların 2008 yılında boşandığını ve velayeti davacıya verirken müşterek çocuğun ihtiyaçlarını davacının karşıladığını, davalının ekonomik durumu iyi olmasına rağmen hiçbir katkıda bulunmadığını belirterek, aylık 250 TL iştirak nafakasına hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece; TMK 329 ve 331 inci maddeleri uyarınca ana ve babasının küçüğün giderlerine katılması gerektiği, tarafların mahkemece onaylanan protokol uyarınca, iştirak nafakasına hükmedilmeksizin boşanmalarına dair verilen kararın kesinleşmesinden 9 ay sonra, boşanma davasında niçin nafakadan vazgeçildiği ve yeni davada istenilmesinin gerekçeleri de yeterince açıklanmadan çok kısa bir süre içinde yeniden dava açılmasının hakkaniyete uygun bulunmadığı, anne ya da babanın geleceğe dönük olarak küçüğün giderlerine dair nafakadan vazgeçmesinin mümkün olmadığı ancak davaya konu olayda maddi taleplerden vazgeçerek boşanmayı temin eden ve bu kararı temyiz etmeyen davacının aradan çok kısa süre geçince dava açması TMK 2 nci maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.

    TMK’nun 182/2 nci maddesine göre boşanma veya ayrılık vukuunda velayet kendisine verilmeyen eş, küçük çocuğun bakım ve eğitim giderlerine <gücü> oranında katılmak zorundadır. Bu husus kamu düzenine dair olup, tarafların iradesine tabi kılınmamıştır. Dolayısıyla anlaşmalı boşanmayla iştirak nafakası istenilmemiş olsa bile sonradan bu istem gündeme getirilebilir.

    Boşanma esnasında iştirak nafakası talep edilmemesi, küçüğün ergin olacağı tarihe dek sürecek olan nafakayı kapsamaz. İştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır. Mahkemece, talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu yönündeki gerekçesi ise yasal dayanaktan yoksun olup kabul edilebilir nitelikte değildir. Bu nedenle, mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarıyla küçüğün ihtiyaçları dikkate alınıp uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.


    SONUÇ:
    Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK’nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

    T.C. YARGITAY 3.Hukuk Dairesi

    Esas: 2011/9705 Karar: 2011/16085

Sayfayı Paylaş